10 SORUDA ALİ İHSAN GÜLER
İlk önce şunu söylemeliyim Ali İhsan amca çocukluğumdaki en efsanevi karakterlerden biriydi.
Bizim eve geldiğinde çok sevinirdik özellikle Duygu ve ben.
 Çünkü biliyorduk ki o akşam sıradan geçmeyecek, bizimle çarkıfelek oynayacak ve ağzımızı açık bırakacak hikayeler anlatacak..
Ali hsan amca, çocuk ile çocuk olabilen nadir insanlardandı.
 Ali İhsan amca’nın anlattığı şeylere hikaye diyorum; çünkü o bu dünyada yaşanamayacak kadar acaip, farklı olaylar yaşardı.
Sanırım kişiliğinden dolayı farklı olayların içinde bulurdu kendini.
Ali İhsan amca farklı değildi sıradışıydı;hiç kimseye benzemiyordu onun gibi bir insanı çocukluğumda tanımak bizim de zihin dünyamızı etkiledi.
Teşekkürler baba.
İyi ki Ali İhsan amca ile arkadaş oldun.
1)Aşağıdaki üç kelimeyi tanımlar mısın yada biri ile özdeşleştirir misin?a)Kazulet= riyakar,işe yaramaz,aptalkişi b)Mendebur=kendinle barışık olmayan,bu nedenle çevresindeki kişilerin mutluluklarını kıskanıp sorun çıkaran kişic)Sadakat=Sadakat:global huzur ve mutluluğun olmazsa olmaz koşulu
2)Bir günlüğüne birinin  ruhuna enjekte edilip aklından geçen her şeye şahit olma şansı verilseydi kimi seçerdin?
Ataürk
3)Aşık sen ,öfkeli sen ve aşırı derecede hayal kırıklığına uğramış sen karşılaşsalar ve arkadaş olsalar birbirleri hakkında ne düşünürlerdi?
- a-Aşık ben diğerleri hakkında:aşık olsalar ne öfkeli olurlardı nede hayal kırıklığı içinde olurlardı    b-Öfkeli olan bunca derdin arasında aşkla,meşkle uğraşılırmı    c-Hayal kırıklığı içinde olan,aşık olana bir gün sende hayal kırıklığı içinde yaşarsın,öfkeliyede bu benden daha fazla yıkılmış derdi
4)Sence senin hayatın rüya mı yoksa masal mıyoksa  macera mı?
Kesinlikle macera
5)Sen bir örgüt olsaydın ismi ve amacı ne olurdu?
Sevgi,eşitlik ve mutluk örgütü
6)Seni en çok rahatsız eden davranış şekli?
Riyakarlık ve sadakatsizlik
7)En sevdiğin türkçe kelime?
Sevi
8)Beynindeki karanlık ve soğuk odada hangi tip insanlar yaşıyor?
Nakör ve hainler ile sevgisiz insanlar
9)Çok basit ama önemli bir soru insanlar aşık olunca neden saçmalar?
Aek zaten olağan dışı hatta biraz patolojik bir duygu olduğu için kişinin bütün dengelerini bozması doğal
10)En ön plandaki kişilik özelliğin?
Zekam ve liderlik.
Dİp Not:Ali İhsan Amca 10 soru ile anlaşılabilecek bir insan değil tabbi bu yalnızca bir ipucu.

10 SORUDA ALİ İHSAN GÜLER

İlk önce şunu söylemeliyim Ali İhsan amca çocukluğumdaki en efsanevi karakterlerden biriydi.

Bizim eve geldiğinde çok sevinirdik özellikle Duygu ve ben.

 Çünkü biliyorduk ki o akşam sıradan geçmeyecek, bizimle çarkıfelek oynayacak ve ağzımızı açık bırakacak hikayeler anlatacak..

Ali hsan amca, çocuk ile çocuk olabilen nadir insanlardandı.

 Ali İhsan amca’nın anlattığı şeylere hikaye diyorum; çünkü o bu dünyada yaşanamayacak kadar acaip, farklı olaylar yaşardı.

Sanırım kişiliğinden dolayı farklı olayların içinde bulurdu kendini.

Ali İhsan amca farklı değildi sıradışıydı;hiç kimseye benzemiyordu onun gibi bir insanı çocukluğumda tanımak bizim de zihin dünyamızı etkiledi.

Teşekkürler baba.

İyi ki Ali İhsan amca ile arkadaş oldun.

1)Aşağıdaki üç kelimeyi tanımlar mısın yada biri ile özdeşleştirir misin?
a)Kazulet= riyakar,işe yaramaz,aptalkişi
 b)Mendebur=kendinle barışık olmayan,bu nedenle çevresindeki kişilerin mutluluklarını kıskanıp sorun çıkaran kişi
c)Sadakat=Sadakat:global huzur ve mutluluğun olmazsa olmaz koşulu

2)Bir günlüğüne birinin  ruhuna enjekte edilip aklından geçen her şeye şahit olma şansı verilseydi kimi seçerdin?

Ataürk

3)Aşık sen ,öfkeli sen ve aşırı derecede hayal kırıklığına uğramış sen karşılaşsalar ve arkadaş olsalar birbirleri hakkında ne düşünürlerdi?

- a-Aşık ben diğerleri hakkında:aşık olsalar ne öfkeli olurlardı nede hayal kırıklığı içinde olurlardı
    b-Öfkeli olan bunca derdin arasında aşkla,meşkle uğraşılırmı
    c-Hayal kırıklığı içinde olan,aşık olana bir gün sende hayal kırıklığı içinde yaşarsın,öfkeliyede bu benden daha fazla yıkılmış derdi

4)Sence senin hayatın rüya mı yoksa masal mıyoksa  macera mı?

Kesinlikle macera

5)Sen bir örgüt olsaydın ismi ve amacı ne olurdu?

Sevgi,eşitlik ve mutluk örgütü

6)Seni en çok rahatsız eden davranış şekli?

Riyakarlık ve sadakatsizlik

7)En sevdiğin türkçe kelime?

Sevi

8)Beynindeki karanlık ve soğuk odada hangi tip insanlar yaşıyor?

Nakör ve hainler ile sevgisiz insanlar

9)Çok basit ama önemli bir soru insanlar aşık olunca neden saçmalar?

Aek zaten olağan dışı hatta biraz patolojik bir duygu olduğu için kişinin bütün dengelerini bozması doğal

10)En ön plandaki kişilik özelliğin?

Zekam ve liderlik.

Dİp Not:Ali İhsan Amca 10 soru ile anlaşılabilecek bir insan değil tabbi bu yalnızca bir ipucu.

OZHOR(bebek raporu)

Ozhor beklenmeyen bir bebekti ve beklenmeyen bir kış günü doğdu.

Beklenmeyen bebeklerden daha da farkı bu dünya için beklenmiyor olmasıydı.

Yani aksine annesi Nazan ve babası Mustafa onu fazlasıyla beklediler.

Sorun Ozhor’un Nazan ve Mustafa’nın çocuğu olamayacak olmasıydı.

Onun annesi  #.

Evet annesi #’un ta kendisiydi.

Aşağıda okuyacağınız satırlar bebek odasından kimi kişilerin içinden konuştukları ve benim gözlemlediklerimden derlemedir.

…..

-Bebek odası-

Odası beyin bile değil brain kokuyor yanık yanık..

Siyah ve tek parça mı doğmuştu?

Çelimsiz?

Onlara bakanları şöyle bir süzmüş memnun olmamış,sırıtmış.

Nefes alıp verirken yer yer kırmızı yer yer yeşil oluyor ama damar damar değil.

Sanki yüzüne fener tutuluyormuş gibi bebeğe.

Ama asıl renk siyah’tan griye doğru bir akış ..

ve sonra kayboluyor bebek.

Mısır ithal etmeye bile gittiğini düşünüyorum.

Gözlerini açınca çok ciddi.

Sütten çıkma ak kaşık yada melekler gibi uyumuyor sanki her an seni gidebileceğin yere kadar bırakabilirim diyebilecekmiş gibi bir his uyandırıyor bakışlarıyla.

 Gözlerini kısabilir ,katlayabilir yada kıvırabilir sanki.

Aile sonuçtan çok  mutsuz ve düşünceli.

Hemşire korkup gitmek isteyince  o gözlerini çizebilirim demiş.

Nazan doktorlara ne yapacağını sorduğunda doktorlar hastahaneden kalkıp gitmesini bekleyeceğiz demişler çünkü gidebilir o demişler.

O ise uyuyor.

U yumuk.

Bir bebek o ..

ZIT..

[Flash 10 is required to watch video]

Ben çocuk olduğunu düşünmüyorum.

PUDRA ŞEKERLERİ İLE RÖPORTAJ

 Röportaj Kahramanlarımızı tanıyalım.

Maggie Tümenbatur:İlk tanıştığımızda ona senin kafanda şey var imm şey kırmızı jelatin var  demiştim o jelatin sayesinde insanlar seni unutamıyor.

Maggie insana kendini rahat, relax hissettiren bir canlı, komik,sezgili ve farklı bir bebek.

 

Duygu Karabaş

Duygu beyaz ve pembe arasında gidip gelen ama uçucu olmayan katı bir kız.(Belki aslan burcu olduğundan)Onun yanında insan  yastıkkayık  hisler hissedebiliyor.

Onlarla röportaj yapma isteği doğuran şey: ikisinin de kendine has kokuları ve melodileri olmasıydı.

Bu röportajdan sonra siz de hissedebileceksiniz.

……….

.

Tatlının üstüne pudra şekeri mi vişne mi?

Meg:Pudra şekeri.

Duy:Pudra şekeri

Bu röportajı yapmadan önce onların yanında olmanın  pudra şekeri hissetirdiğini düşünmüştüm.

Sizin güçlü insanınız nasıl biri?

Duy :Kendine ,yeteneklerine ve bir şeyler yapabileceğine inanan insandır.

Meg: Muhtemelen bir ortamda  kendini ortaya koyabilen ve hakim kalabilen insan; güçlü insandır çok az insan var bu şekilde güçlü kalabilen. Durumu anlayıp doğru özeti yapabilen .

Aslında kriz ortamlarında sakin ve hakim kalabilen insan güçlüdür.Bir insan konuşmaya başladığında hissediyorsun zaten o insan bir şeyi ile güçlü zekası ile veya enerjisi ile.

 Tarkan hakkında tam olarak ne  düşünüyorsunuz?

Meg:Gerçek bir sanatçı şu ana kadar yaptığı şeyler sanattır.Yaptığı her şey için uğraşıyor.

Duy:Ben de Meg’e katılıyorum.Sesinde verdiği duyguyu ve gözlerindeki enerjiyi seviyorum.

Meg: Şarkı söylerken bazı tonlamaları vermek çok ayrı bir şey ve Tarkan çok güzel anlatıyor duyguyu.

Duy: Evet Sertap(Erener) çok yüksek bir ses  ama Tarkan kadar hissettiremiyor.

Tamamen fantastik bir şey yapalım. Mümkün olsa kendi yaralarımı

a)Folyo ile

b)Meyva ile

c)c’yi siz oluşturabiliyorsunuz.   İle iyileştirirdim.

Meg:Sıcak bir köpekle.

Duy:Pudra şekeri.

Yaraları belirgin bir şekilde gözüken insanlara karşı …. hissediyorum.

Meg:Çocuğum gibi hissediyorum.

Duy:Şefkat,kucaklama gibi ama bazen de  benimle bir travmasını paylaştığında ne yapacağımı bilemeyip kalakaldığımda oluyor.

Hayal kırıklığınıza uğradığınızda içinizde çıkan ses nedir?

Meg:Uf!

Duy: Çöküntü..

Bir bina yıkıldığında tatatatat diye iner ya öyle bir ses.

Meg:Ben de lisedeyken çok büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım ,yemek yiyememiştim dünya hiç umrumda değildi ve suratım siyah olmuştu.Abim bana sana ne oluyor ,yüzün siyah oldu ,sonra bir şekilde geçti ama bir hafta hiç bir şey anlamamıştım.Başka bir şey söyleyeceğim bir arkadaşa mutlaka danışmalı insanlar çok fazla yapmıyorlar bunu ama duygu çok yüklü bir şey.

Hayal kırıklığınıza uğradığınız ilk anda o kişiyi

a)Üfleyerek

B)Elinizle un ufak ederek ,ufacık yaparak

C)siz seçin.

Meg:Ben hiç kimseyi yok edemiyorum.Mümkün değil.Beklentiyi 0 da tutmak en doğrusu.

Duy:İlla ki bir şey yapacaksam buzluğa kaldırırdım ve normale döndüğünde buzluktan çıkartıp erimesini beklerdim.

Meg:Çin Felsefesinde herkes serbesttir benim önümde.Çünkü serbestlik insanın gerçek yüzünü ortaya koyuyor.

Normalde serbest bırakamıyor insanlar birbirini.

Serbest olduğun zaman gerçekten doğal davranıyorsun ama sen beklentileri yükselttiğinde karşındaki şartlanıyor.Karşındaki senin beklentine göre davranıyor.

 Meg:Kendinle ne kadar uğraşırsan uğraş bazı şeyler o kadar doğal ki değişemiyor.Ben sonsuz konseptini çok seviyorum kafamda böyle bir şey var bence herşeyin bir devamı var ama istemeden de kopmalar var ve sonra   bir şeyler bölündüğünde doğal akmıyor .

:Sizin doğal bir merkeziniz var  ve oranın şekli nedir?

Meg:Sonsuz işareti.

Rengi ne?

Meg:Çok renkli,enerji veren renkler

Peki gerildiğinde o özde bir büzüşme oluyor mu veya tırtık oluyor mu?ne oluyor?Kendin olamadığın zamanda o fantastik özde ne oluyor?

Meg:Yutuyorum.Gerildiğim zaman kavga çıksın istemiyorum o anın geçmesini bekliyorum.Kendimi sakinleştirmeye ve cool kalmaya çalışıyorum

Duy:Benim merkezim marshmallow ve malasef çok yumuşak.Aç olduğum zaman geriliyorum en fazla.

Gerilince geriliyor marshmallow ama sonra eski haline gelebiliyor.

Peki kendi kendinize enerjiniz düştüğünde kendinizi nerede hissediyorsunuz ve ne mırıldanıyorsunuz?

Duy: Şu anda kötü ama bir sonraki zaman çok güzel olacak şu anda alçaldığıma göre yükseleceğim hayatta hiç bir şey dikey gitmiyor.

Meg:Ben karanlık bir şeyler hissediyorum.Tünelin ucunu göremiyorum.

Uyumaya çalışırım uyandığımda muhtemelen farklı oluyor.

Duy :

Denizde dibe dalıp çıkmak isterim.

Meg:Ben de o duyguyu kesinlikle çok özledim

JERSİE

Mutsuzsun sen Jersie.

Hayıfsın sen.

Şapkan senin ayakkabın.

Kemiklerini hissedersin soğuğa doğru yürürken kalbinde.

JERSİE SORUSU:

devamlı dibi tutarak yürümek nasıl bir şey?

Jersie insanların kabak olduğunu yüzlerinde gördüğünde özel bir hastahaneye kaldırmak istemiştir kendini.

Beyaz önlük,hemşire,tansiyon aleti,kulak pamuğu kötü gelmez ona .

Bütün röntgenleri temiz çıkığı o günün sonunda tendürdiyot ansiklopedisine şöyle yazar:

SAPASAĞLAM JERSİE..

Jersie’yi gören bir görgü tanığının anlattığına göre :

Tek kulağında küpe,kolye(kırmızı sokakları geziyor.

Jersie sorusu:Yorgun eve geldiğinde mutlu olabilir misin?

Jersie bir gün erkek, bir gün kadın(ama hepsi %50)

Çünkü Jersie hiç bir şeye konsantre olamıyor.

Bu yüzden de okulda bir gün benim hiç kayınvalidem olmayacak dedi. 

SERP İL.

Nereden başlasam…O ahşap kırmızı Beyoğlu evinden mi?

Bende kırmızı giymiştim o gün.

 

Saçlarım ha bire rüzgar yiyordu Yüzüm yağlıydı Vücudumda cereyan dolanıyordu Kulaklarımdan su çıkıyordu

.

M.Ali: Serpil neredesin ya?

Serpil:  M.ali Ya o beni bu halde  görürse?

M.Ali: Ne işi var  Serpil bu saatte okuldadır. Hem ne olur  görürse? Ne var halinde ki(İnanmayarak)

Serpil: Çok çirkinim.

M.Ali: Saçmalama hem bu yüzden aşkı bitecekse bitsin.

Serpil: Evet. Hayır. beni bu halde görürse avazım çıktığı kadar bağıracağım ama avazım çıkacak o kadar.

M.Ali:  Uf tamam görmeyecek diyorum.

Kahveler içilmiş, fal kapatılmıştır.

Beyaz pantolonlu sarı gömlekli çiklet çiğneyen garson:

 Sıra size geldi.

M.Ali ile Serpil bakışır.

 

M.Ali: Sen baktır.

Serpil :Korkuyorum.

M.Ali: O kadar geldik buralara korkacak bir şey yok.

Ve o eski püski Beyoğlu evinin merdivenlerinden çıktım.

Gıcırdayan kapı açıldı.

O oturmuştu.

Beyaz sakallı ve saçlı arada siyah siyah kırçıllar var.

Merhaba ismim Gonca dedi

- Gonca? Erkeksin ama

-Kim söyledi , nereden biliyorsun?

-  Görüyorum.

-Her gördüğüne inanma

Odaya buz mavisi bir şeyler yayıldı..

Değil misin? dedim buz maviler sesime yapıştı.

- Valla hiç düşünmedim. Acaba erkek miyim kadın mıyım? ben sadece Goncayım.

-Öyle mi ne güzel…

-Geleceğini istiyorsun ha? (Elindeki elmayı bana  doğru sallayarak. Elma bildiğimiz elmalardan değildi.Çok parlak,kıpkırmızı,sihirli bir elma.

:Gitsem? Gıcırdayan kapıya baktım. Ama daha ne diyaloglar olacak merak ediyorum.

Nereye gidilir ki onun yanından sonra …

2 yıl sonra.

Beyaz bir kedi oldum.

Beyaz beyaz karlar..

 Ciklet çiğneyen de garson değil ,benim. Bu evin, onun ,aşık,şuursuz  garsonu…

Gonca : Serpil portakal suyu!

Serpil portakal suyu ile gelir.

- Neyin var bugün ?Hasta mısın ?

 

-Asıl senin neyin var?  yüzde ikin Serpil! Gaye yada Aslı  olmuşsun .Git uyu; Serpil olasıya kadar da gelme.

-Peki ama son bir şey söyleyeceğim. Böyle olmamın sebebi senin Refik veya Halit gibi davranman

2 YIL SONRA

Terk ettim onu,Goncamı..

Hastaydım,uzanmıştım,durduk yerde merdivenlerden indi.

O:hasta  mısın?

Kimsin sen?

O: Eczacıyım.Sen hastasın ilaç alman gerekiyor.Benle gel.

-İsmini söylemeyecek misin?

Eczacı: Hayır.

-Peki. Dur bir not yazayım.

NOT:

Terk etmek,  onun seni bulacağını biliyorsan, ayıp olmamalı.

 

2 YIL SONRA

Saçlarım çok uzamıştı.

Üçüzlerim vardı.

Ben de üçüz olmuştum.

Tabbi ki ihmal ediyordum Onu(eczacıyı)

ismini sorup durmayın bilmiyorum.

Üçüzler,üçüzlerin annesi,ne tatlı üçüzlerin annesi…

Buydum ben.

Serpil sahi ona ne oldu?

Şimdi masayı toplayan üçüz annesinin vücudunda bir zamanlar elektrik yüklü Serpil vardı.

2 YIL SONRA

YEMEKTEYİZ

Dünyanın en hızlı yaşlanan annesi ile romantizm yapmak istedi eşim.

-Garson dedi tılsımsız ,herhangi biri sesini kullanarak.

Başımı kaldırdım.

Garson!

Garson o!

Gonca!

Benim Goncam!

Lavaboya gidiyorum dedim eşime.

Gonca ile işaretleştik.

Nasıl unutulabilir aramızdaki işaret dilini,gözlerimizle konuşurduk.

Bahçeye çıktık.

Bahçe ağustos böcekleri ile doluydu.

Ömrümün en güzel bahçesi..

Hava ılık ılık,şırıl şırıl..

Birden dondurucu Kasım böyle olmuştu.

İşte böyle..

İkimiz gibi..

Öyle durduk ya üç ya beş dakika fazla değil.

Zaman başka türlü akıyordu aramızda bahçe gibi.

2 DAKİKA SONRA

Yüreğimde müthiş acı, o marul doğradığım eve sadık bir kadın olarak gittim.

Birlikte uyuduk eşimle, hanım bir kadındım ben.

Uyurken boğulduk..

SAAT

Saatler,saatler iç

içinde doğum..

Doğum ne kadar zor

Kendini bulamadığı için ağlayan bir bebeğim.

Sadece kalbinin sesini dinleyen

 yok.

Beni kelebek saati

kelebek saatine koy.

Zaman,gündüz-gece;akrep-yelkovan

akmak damarının üstünde

ben dönmeliyim

kanın akarken teninde

Saatler

saatler

iç.

(çok eski hikaye defterimin arasından çıktı bu acaip şiir)

Ezberlebey Bahcesi

Zumzurak ağacının altında yazdım adını.

EZBERLE BEY.

Adı bu olmalı.

Ve gülümsedim.

….

kişisel bilgiler: İki kızım var. Bade ve Cestır.

Bade=akıllı

Cestır=aptal.

Kızlarımın babası bir senedir yok.

Ölmedi de yok oldu.

Neden mi?

….

Ezberle bey istedi ve  baba gitti.

Ezberle bey ne iş yapar?Nedir?Ne değildir bilmiyorum.

Ben sadece adını koydum. Benim zamanım onunla geçiyor.

Günlerim değil.

Evet,zamanım gündüz-gece ve sabah -öğlen.

Peki, onu biraz vücüda getireyim.

Hımm ..

Bir ayağı ,bir kolu var benim için.

Bir yüzü, bir kafası yok ne yazık ki.

….

Ezberlebey ile beni, kader neden bir araya getirdi inanın hiç anlam veremiyorum.

Bunları yazarken kanapede uyuyakaldım.

…..

Kızımla pazara gittik. Pazarda bir sürü insanla göz göze geldim.

……

Bade çay koydu.

Cestır,’ anne sen niye güldün kendi kendine?’ dedi.

Ona bakıp gülümsedim.

Bu Ezberlebey benim alışkanlığım. Bismillahirahmanirahim alışkanlığı gelmişti bir ara hatırlyorum.

…..

Sanırım gidiyor,taşınıyormuş. Yanında bir kadın var , bir başkası.

Bade üzüntümden durumu anladı.

yanıma geldi.

-Anne yoksa?

……..

Ezberlebey bahçesinde çiçekleri düzeltiyor.Ben de ona baktım, o başını kaldırdı.(Birine çok bakmayın o yüzden)

-Taşınıyor musunuz?

-Ya öyle oldu.

-Tuh, alışmıştık size.

Sessizlik esnasında başını salladı ve gözlüğünü düzeltti.

-Nereye çıktı tayininiz?

-Kayseri.

-Aa Kayseri çok düzenli bir şehir hem Manisa’dan daha gelişmiş güzel,güzel.

-İşte, bakıcaz artık.

Gülümsedim.

-İyi madem.Hoşçakalın o zaman.

Pencereden aşağı dolu kamyonete bakıyorum. Ruhum sıkılıyor.

Dİng Dong.

Ka-pı.

Göz deliğinde gözümü düzeltip aramızdaki kapıyı açıyorum.

Ezberlebey karşımda.

Demin çiçeklere pek güzel baktınız. Hediye edeyim istedim bir tanesini size.

Acaba mümkün mü?

Gözlerim doldu.Çiçeği aldım bir şey söylemeden.

Tuhaf bir  durum oldu ama üzülemeyeceğim.

Çiçeğin ismini teselli koydum.

Benim baş etme yöntemim bu hayatla.

Adlandırmak ve unutmak.

Bade ve Cestır’a sarılıp yarın gün doğumuna kadar tüm zamanımı sileceğim.

Bade her şeyi bilecek, gözümden akan yaşı silecek. Ben de ona gülümseyeceğim.

Neler oldu bana.

Işığın tozları..

Beni bıraktığın ay yılı..

Yılansılar yürüyor içimde.

Kalbim güm güm..

Çırpınan, tüylerini yolan bir kuş gibi.

Bir

İki

Üç

defa daha

kapı çarpıyor.

Ellerim, ayaklarım onlar neredeler?

Benim değil bu yüz.

Aynada görsem merhaba derim.

Birileri bağırıyor dışarıda sesleri sen değil.

HASAN MİSTAR’I TANIYALIM.

ÖĞRETMEN:HASAN MİSTAR !Cevap ver!

Sen ne olmak istiyorsun?

H.M gülümsedi.Yüzünü eli vasıtası ile baştan aşağı gezdi.

Ben buyum düğmelerimle, iliklerimle,kafa yapım ve dişlerimle..

Sıranın üstüne çıktı.

Ayak parmaklarımla ve pabucumla.

H.M diğer çocuklar gibi değildi.

Sahnedeydi.

Kameralara gülümsüyordu.

Ödül alıyordu.

Ana haber bültenlerine çıkıyordu.

Çoğunlukla arası iyi değildi.

Sürekli imza atıyordu o havada uçan anlara.

Kalın kafalı, kalın gözlüklü bir çocuktu.

İlkokula

gitmiyordu.

İlkokulu kafasından atmıştı.

‘Su içerken yılan bile dokunmaz’ diyordu sık sık nedensiz kereler.

Uyuyor, su içiyor, yatıyor ve uzak kalıyordu her şeylerden .

Bu cool duruşuna hem acıyor ,hem seviyordu.

Bazı geceler kolunu öpüyor, bazı geceler yorganı üzerinden atıyordu.